Her canlının ömrü belirlidir. Sonu gelen canlılar sonsuzluğa uğurlanacağı kaçınılmaz olduğu gibi normal karşılanmalıdır. En yakınlarımızdan olan babamız, annemiz veya kardeşimiz olabilir. Haktan gelen olduğundan ne yapılırsa yapılsın değişmeyeceği bilinmelidir. Yakınımızı kaybettiğimiz gibi kendimizi yıpratmamızda gereksiz olduğunu görürüz. Ölmeyen insan ve canlı olmadığını kabullenmeliyiz. Üzülen her ne kadar üzülürse üzülsün ölenlerin geri gelmeyeceği gerçektir.
Ölenle birlikte insanlar kendisini yıpratmaktadır. Ölüm karşısında insanlar çaresizdir. Doğal olarak görülüp ebedi yaşama sahip olacaklardır. Kendilerini harap ettikleri ile kalacaklarını bilmelidir. Bugün kendimizi yerden yere vursak dahi kaybettiklerimizin geri gelmeyeceği aşikardır. Her insan sevdiğinin arkasından üzülür ama kendisine zarar vermemelidir. Ölümün önüne kimse geçemeyeceği gibi çaresi de olmadıklarını bilmeliler.
Her insanı bekleyen sonlardan birisi ölüm olmaktadır. Sevilen birsi ölmesi ile kabullenilmesi de bir o kadar zor olmaktadır. İnsan ölümünü hüzünle karşılar bir süre yas tutar ama sonra hayatına devam etmelidir. Ölen kişi ile ölünmeyeceğini bilmeli ve yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Yemeyi kesmek, su içmemek veya kendisine zarar vermek en büyük yanlışlardan olmaktadır. Sabırlı bir şekilde zamanın geçmesini beklemek en doğrusu olmaktadır.