Uçsuz bucaksız ormanın içinde yaşayan bin bir türlü canlı varmış. Gölün kenarında yaşayan ise kaplumbağa sessiz sedasız yaşamına devam edermiş. Burada yaşarken orman yaz aylarında oldukça ısınır ve ufak tefek yangınlar çıkarmış. O kesimlerde uzaklaşarak yağmurların yağıp sönmesini beklermiş. Hayvanlar her gün olduğu gibi hayatlarına devam edermiş. Bir gün yine havalar ısınmış çalı çırpı kurumuş ve yangın başlamıştır. Hayvanlar kaçışacak yer ararken yangından kaçmak için gölü aşmaları gerekirmiş. Uçsuz bucaksız mesafeler olduğundan dolayı büyük canlılar üstünden atlayıp geçmiş. Ufak tefek olan akrep ise geçecek yer bulamamış. Nehrin bu tarafında kaldığı sürece ölüme ne kadar yaklaştığını fark etmiş. Kenar kısmında kaplumbağanın yangını seyrettiğini görünce ondan yardım isteyebileceğini görmüş. Yanına yaklaşmış şöyle demiş. Kaplumbağa kardeş yangın var beni gölün karşısına taşır mısın? Kaplumbağa ise tabi yardımcı olurum demiş. Kaplumbağanın sırtına binerek uzun bir yolculuğa çıkarak akrebi yangından kurtarmıştır. Gölün karşısına geçmişler ve derin bir nefes alarak teşekkür etmiş. İyilik borcunu unutmayacağını bir gün mutlaka ödeyeceğini söylemiş.